MeyvaliköyüHaber
Rize Haber
Trabzon Haber
Artvin Haber
Fındıklı Haber
Pazar Haber
Ardeşen Haber
Çayeli Haber
Arhavi Haber
Spor Haber
Siyaset Haber
Türkiye Haber
Teknoloji Haber
Sağlık Haber
Adsl kota
Adsl kota
Destanlar
Festivaller
İlanlar
Komedi
Laz müzigi
Laz tarihi
Laz fikralar
Laz alfabesi
Laz yemekleri
Link adresleri
Makale
Oyunlar
Programlar
Rizeli ünlüler
Videolar
Turizm
Sanatçilarimiz
Yönetim
Rize ilçeleri
Findikli
Ardesen
Çayeli
Çamlihemsin
Ayder
Hemsin
Pazar
Güneysu
Kalkandere
İkizdere
Derepazari
İyidere
Kalkandere
Karadeniz illeri
Artvin
Rize
Trabzon
Giresun
Bayburt
Ordu
Tokat
Samsun
Amasya
Kastamonu
Bolu
Safranbolu
Zonguldak
Yaban hayat
Atmaca
Avcilik
Av resimleri
Tarim
Çay
Findik
Kivi
Yetişenler
Turizm ve Ulasim
 

Genel Olarak Destanlar Ve Laz Destanlari Hakkinda Ön Giris

Destanlar; insanlari, toplumu duygu ve düsünce yönünden sarsan bir olayi, bir kahramanligi veya genellikle su veya bu sekilde hüsranla bitmis bir sevdayi abartili bir duygusallikla anlatan manzum eserlerdir.

Pek çogunun yazari belirsiz olup tarihin derinliklerinden zamandan zamana kapsami genisleyerek akar gider, efsanelesir.

Kahramanlari da efsanelesmis olmasina ragmen ait oldugu toplumun folklorik özelliklerini bünyelerinde tasirlar. Kendi alanlarinda olaganüstü niteliklere sahip olup; mertlik, yigitlik timsali; toplumun yönlendirilmesinde önemli islevleri olan kisiliklerdir.

Genellikle manzum eserlerdir destanlar. Oguz, Uygur, Göktürk destanlari, Iliada, Odiyseia, Sehname, Nibelungen, Kalivela, gibi dünyanin degisik bölgelerinde literatüre geçmis; operalari, tiyatrolari, besteleri yapilmis destanlar vardir.

Burada Nibelungen destanini biraz açarak örneklemek istiyorum. Bu destan VI. y.y.'da yasanmis, XIII. y.y.'da kaleme alinmis olaylar zincirini anlatir. Burgond'larin, Hunlar (Atilla) tarafindan kiliçtan geçirilmesine taniklik eder ve Nibelungen öyküsünün eklenmesinden olusur.

Kaynagini daha çok eskilere dayanan efsaneler toplulugundan alir. Asli, IX. y.y.'da Norveç'te olusmus, Iskandinav mitolojisinin ünlü eseri Edda da anlatilmaktadir. (Bkz; Inanç sözlügü, Orhan Hançerlioglu)

Sonuç olarak destanlar, bir toplumun tarihi boyunca geçirmis oldugu, toplumsal düsüncesine kazindigi olaylari, geçmisinden de esinlenerek anlatilmaya çalisildigi manzum eserlerdir. Yakin tarihte Anadolu insaninin emperyalist istilaya karsi gösterdigi direnis de bir destansi süreçtir. Farkli kültürlerden olusmus Anadolu mozaigi, farkli sosyal iliskilere ve kültürlere sahip olan topluluklar, egemenlik, istila amaçli dis saldirilara karsi Türkü, Kürdü, Lazi, Çerkezi, Alevisi, Sünnisi, yani çesitli dinsel ve irksal farkliliklar gösteren topluluklar topyekün direnerek kendi yurtlarini kanlari canlari pahasina savunmuslardir. Nice nice Türküler, siirler, destanlar düzülmüstür;

"Çanakkale içinde aynali çarsi, Ana ben gidiyom düsmana karsi" diye baslayip Çanakkale savunmasini anlatan destanlar.

"Erzincan ovasi kisa kanar mi, Karlarin üstünde ates yanar mi" deyip 40 bin insana mal olmus Erzincan depremini anlatan dizeler.

Nazim Hikmet'in ünlü " Kuva-i Milliye Destani " ve içine serpistirilmis " Karayilan ", " Arhaveli Ismail " gibi öyküler birer destandir.

Laz destanlarina gelince; Dogu Karadeniz Bölgesi'nde kusaktan kusaga aktarilan ve halk tarafindan destan olarak tarif edilen olaylar, öyküler, manzum eserler vardir.

Toplumun bellegine kazinmis bir öykünün destan olabilmesi için ille de literatüre geçmesi gerekmiyorsa, bölgemizde destan olarak adlandirilmis manzum eserleri destan diye tanimlamamiz yerindedir diye düsünüyorum.

Ileride de göreceginiz gibi mesela bir " Arxal Dagi Destani ", " Nokta Ana Destani ", " Bodaloglu Destani " gibi manzum eserler gerçek birer destan niteligi tasirlar. Ama ne var ki bölge halki, eger trajik bir olayi anlatiyorsa, sekizlik, onbirlik, ondörtlük, onaltilik dizeleri kisa da olsa destan diye tanimlar.

Oysaki uyakli bir biçimde yazilmis ve söylenen eserleri birkaç gurupta toplamamiz mümkündür.

  • Destanlar: Bölgenin tümünü kapsayan veya bir yerlesim biriminin, bir ailenin basina gelmis trajik olayi anlatir. Uzun havaya benzer bir tavirla söylenir (slow) eserlerdir.
  • Maniler: Genellikle kemençe, tulum ve kaval esliginde, horon aninda veya sohbet ortamlarinda söylenen türkü formunda eserlerdir.
  • Atma - Kovalamalar: Kemençe veya tulum esliginde dügünlerde halka horon esnasinda, findik, misir imeceleri sürecinde, genellikle o anki durumun içerigi içinde kalinarak dogaçtan söylenir. Topluluk iki guruba ayrilir. Bir gurup sürekli dogaçlama yaparak dize üretir, ikinci gurup bu söylenen dizeyi aynen tekrar eder. Bir gurup söyleyip digeri onu tekrar ettiginden de adina " kovalama " denir.
  • Atma - Karsilama: Yine tamamen dogaçtan söylenen bu tarz en keyifli olanidir. Burada dogaçtan yanit verecek ustalar çok önem tasir. Herkes böyle bir seye cesaret edemez. Iki gurup arasinda geçen bu seans özünde karsilikli iki atma ustasinin atismasidir.

Mjoroni ndgalepe tkvani û as (Günesli aydinlik günler sizin olsun)

Ana sayfa | Hakkımızda | Yardım | E-mail