...ana sayfanın devamıdır...
Iste beklenen haber geldi. Bir kizimiz oldu, ömürlü olsun. Ilk yillar el bebek gül bebek. Yavas yavas yürüyüp de annenizin ardindan tarlaya gidecek yasa geldiniz mi hayata karismaya basladiginizin resmidir. Kiz çocugu minicik yasindan itibaren Karadeniz'de kadin olmanin stajina baslar. Öyle özendirilirsiniz ki size uygun küçük bir sepet, tarladan bir seyler getirmeniz için bir ip bile alinir. Bir de resminiz çekerler, sonra sizi severler ''ne kadar yakisti kizima''.
Sonra baslarsiniz tarla islerini ögrenmeye. Tarla yoksa evde bir seylerin ucundan tutacaksiniz beklenir sizden. Bu arada okul hayatiniz baslar. Artik üç aylik yaz tatillerinde ailenin basyardimcisi olmussunuzdur. Yillar geçer hayalleriniz vardir; üniversite okumak, kendi ayaklarinin üstünde durmak gibi. Ama heyhat ne yazik ki çok azi siyrilip, kurtulabilir onlara biçilen kaderden. Büyük bir çogunluk bekarken ailesinin, evlendikten sonra ise yeni ailesinin tek hazir isgücüdür. Hayati ev, tarla, aile arasina sikisir kalir. Rahatsiz da olsa dile getiremez, sosyal güvencesiz, sonu ne olacagi kestirilemeyen bir hayati yasar gider. Bunca zorluga ragmen hep basi diktir, onurludur. Pek çok erkegin tasiyamayacagi bir yürek tasir. Öyle zorluk sikinti onu yolundan çeviremez. Ben inanirim ki ve kesinlikle böyledir ki bir Karadeniz kadini isterse tek basina dünyayi imar edebilir.
NEZAHAT DEMIRCI
