MeyvaliköyüHaber
Rize Haber
Trabzon Haber
Artvin Haber
Fındıklı Haber
Pazar Haber
Ardeşen Haber
Çayeli Haber
Arhavi Haber
Spor Haber
Siyaset Haber
Türkiye Haber
Teknoloji Haber
Sağlık Haber
Adsl kota
Adsl kota
Destanlar
Festivaller
İlanlar
Komedi
Laz müzigi
Laz tarihi
Laz fikralar
Laz alfabesi
Laz yemekleri
Link adresleri
Makale
Oyunlar
Programlar
Rizeli ünlüler
Videolar
Turizm
Sanatçilarimiz
Yönetim
Rize ilçeleri
Findikli
Ardesen
Çayeli
Çamlihemsin
Ayder
Hemsin
Pazar
Güneysu
Kalkandere
İkizdere
Derepazari
İyidere
Kalkandere
Karadeniz illeri
Artvin
Rize
Trabzon
Giresun
Bayburt
Ordu
Tokat
Samsun
Amasya
Kastamonu
Bolu
Safranbolu
Zonguldak
Yaban hayat
Atmaca
Avcilik
Av resimleri
Tarim
Çay
Findik
Kivi
Yetişenler
Turizm ve Ulasim
 
Rize


RİZE'NİN TARİHÇESi

İLİN ADININ KAYNAĞI :
Rize'nin tarihi öncesi hakkinda bilgilerimiz sinirlidir. Yöreye hakim olan orman dokusu nedeniyle, Rize'nin tarih çaglari ile ilgili bilgilere isik tutacak arkeolojik bulgular da bu güne kadar ortaya çikarilamamistir. Rize'nin tarihi ancak komsu illerin ve bölgelerin tarihleri ile baglantili olarak ele alinabilmistir.
Rize ilinin adi ile ilgili olarak degisik görüsler ileri sürülmüstür; Yunanca pirinç anlamina gelen Rhisos, Rumca'da "RIZA" olarak dag etegi anlaminda kullanilmistir. Osmanlica'da ise "RIZE" ufak kirinti, döküntü anlamindadir. Ayrica Erzincan'in Sakalar dönemindeki "Eriza" olan adinin basindaki "e" sesinin düsmesi ile adas olarak Rize için de kullanildigi ifade edilmektedir.

iLK TARiHi iZLER:
   Rize ili ve çevresinin bilinen ilk hakim ahalisi, bitisken dilli ve Asya kökenli kavimlerdir. Bunlar Rize ve çevresinde tarim ve hayvancilikla geçinen yerlesik topluluklaridir. Bu topluluklardan "KULKU-KULKHA"larin adina, Erzurum yöresini kendi ülkesinin topraklarina katan URARTU krali II. SARDUR (M.Ö. 765-735) 'un Çildir gölünün güneyinde Tasköprü köyünün üstündeki kayaliklara kazdirdigi çivi yazili kitabede rastlanmistir.
    M.Ö. 2000'lerde Kafkas daglari ile Karadeniz'in kuzeyinde yasayan Kimmerler'in Ülkesi, M.Ö. 720 yillarinda Sakalar tarafindan isgal edildi. Kimmerler'in Azak denizi ile Kafkaslar arasinda yasayan kolu, Sakalar'in baskisi ile M.Ö. 714 yillarinda yurtlarini birakarak Aras ve Çoruh nehri boylarinca yayildilar. Kimmerler'in bu ilk göçleri, en eski destani Gürcistan tarihi olan "Kartlis-Çkhovrebe"da kartli (Gürcistan) ve komsularini esarete aldiklari ilk seferi diye anilmaktadir.
Daha sonralari Kizilirmak ve Adana Bölgesine kadar hakim olan Kimmerler'den, Trabzon-Bayburt arasindaki Kemer dagi, Rize Çayeli Ilçesi çikisindaki Kemer köyü, Kizilirmak boyundaki Gemerek ile Kars'in dogusunda yer alan Ümrü gibi cografya adlari günümüze kadar gelmistir.
   Asagi Tuna ve Karpatlara kadar Dogu Avrupa'ya hakim olan Sakalar M.Ö. 680 yilinda kendilerine itaat etmeyen son Kimmerler'i de yenerek Azerbaycan ve Gürcistan'a yayildilar. Saka Krali MADOVA'nin M.Ö. 626'da Medler'ce hile ile öldürülmesi üzerine Heredot'un andigi "Asya'da 28 yil süren Sakalarin hakimiyetleri" sona erdi.
    Saka göçleri sirasinda, Asagi Çoruh ve Rize-Batum arasina "Kalaç" adli bir Türk boyu yerlesmistir. Bu boyun yerlestigi bölgeye, M.S. 150 yillarinda yazilan PTOLEMEUS'un cografyasinda Kalarzen, Gürcü kaynaklarda ise Klarc-et (=Klarç yurdu) denmektedir. Batom-Rize arasinda güneyden Karadeniz'e esen sicak rüzgarlar hala "Kalas yeli" olarak anilmaktadir. Ayrica Rize yöresindeki Türkmen/Oguz toplulugu içinde yer alan Askur Boyunun Rize'nin dogusundaki Askoroz çayi diye bilinen çaya adini vermis olmasi gerektir. Yine Sakalarin Horosan kolunun gelen Arsaklar ve Balkarlar Bayburt çevresi Çoruh vadisi boyunca yerlesmislerdir. Bu yüzden Bayburt ve Ispir'in kuzeyindeki sira daglara günümüze kadar ve hece kaymasiyla "Balkal" ve buradan güneye dogru esen yagmur getiren rüzgara da "Balkal yeli" denile gelmektedir. Rize'de Hemsinlilerin en güzel yaylalari Baykal daglarindadir.

KOLONi DÖNEMi :
   M.Ö. 670 yilinda Ege'de yasayan Milletoslu denizciler Marmara ve Karadeniz kiyilarinda Plinius'un tarihine göre 10 kadar empeion (Pazar yeri) adi verilen ticari nitelikle liman sehirleri kurmuslardir. Bu arada Rize'nin de Kolonize edilmis olmasi kuvvetle muhtemeldir.
    Tarihi akis içerisinde M.Ö. 7 YY sonlarinda Kimmer akinlarinin Anadolu'yu kargasaya sürüklemesinden faydalanan Medler'in yöreyi istila girisimleri, M.Ö. 550'de Med kralligini yikan Pers krali II. Kiros'un ayni sekilde ki istila hareketleri yöredeki savasçi kavimlerin karsi koymalari nedeni ile Rize çevresinde basarili olamamislardir.
   Büyük Iskender'in Pers krali III. Darius'u kesin bir yenilgiye ugratmasi ile eline geçirdigi Anadolu Hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüstür. Büyük Iskender'in ölümü ile Imparatorlugun devami niteliginde olan Pontos, Koppodkida, Bithynia gibi kralliklar kurulmustur. Ancak Trabzon, Rize gibi bir takim serbest sehirler, bu kralliklara bagli olmadan varliklarini sürdürmüslerdir.

PONTOS VE SELÇUKLULAR DÖNEMI :
   Iskenderin ölümünden sonra Komutanlari ve Satraplar arasinda çikar egemenlik savaslarinda bagimsizligini ilan eden Mitridates Kitistes Karadeniz kiyisinda Sinop dolaylarina dogru genisleyen Pontos kralligini kurdu. Pontos krali Farnakes M.Ö. 180'de Rize'yi Isgal ederek kralligi topraklarina katti.
    M.Ö. 5. Yüzyilda Karadeniz'in kuzeyini gezen Herodot sakalarin "Alazon" (+Alazlar) boyundan söz eder. M.S. 23-79 yillari arasinda yasayan Romali PILINUS ayni yörede "Laz'lar" (Laz'oi) adli bir kavim yasadigini bildirir. 131 yilinda Karadeniz kiyilarini gemi ile dolasan Romali ARRIANOS, Karadeniz'in dogusunda hakim olan Lazlardan bahseder. 
    Rize, M.S. 10-395 yillari arasinda Roma, 395 yilindan itibaren de Bizans hakimiyeti altinda yer almistir.
    Sakalarin Kars, Igdir kesimine yakin Gökçegöl ile Alagez dagi arasinda yasayan bir boyu olan Amadunuler 626 yilinda Iranlilarin baskisindan kurtulmak için Boy Beyleri Hamam'in öncülügünde Çoruh irmagini asip Rize'nin Dampur adli issiz yerini senlendirerek ve bu yöreye HAMAM-A SEN (Hamamin senligi) adini vererek yerlesip yurt tuttular. Bu yöreye bu gün Hemsin denmektedir. 646 yilinda yöre Araplar tarafindan vergiye baglanmis olup 737 yilinda da kisa bir süre Araplar'in eline geçmistir.
    XI. Yüzyildan itibaren Rize'ye Türkmenlerin akinlari yogunlasir. 1071 Malazgirt zaferi ile birlikte Bizans'tan feth edilen bölgelerde Türk emirlikleri kurulurken, Erzurum-Saltuklulari da Çoruh nehri boylari ile birlikte Rize bölgesini hudutlari içine aldilar. Alpaslanoglu Sultan Meliksahin emirlerinden Ebu Yakup ile Emir Isa Böri adindaki Komutanlar 24 Haziran 1080 Posof-Kol zaferi ile Apkaz-Gürcistan kralligini yenerek Giresun'un batisina kadar olan Dogu Karadeniz bölgesinde Bizans'in Hakimiyetine son verdiler. Böylelikle Büyük Selçuklularin yükselme devrinde tüm Anadolu ile birlikte Rize de Selçuklularin hakimiyetine girmistir.
    Bu gelismelerden sonra 100 bin nüfuslu Çepni'ler ile Kürtünler Dogu Karadeniz kiyilarina ve Rize'nin Ikizdere kesimine yerlestirildiler. 1098 yilinda Danismenlilerin yöreye kisa bir dönem hakimiyetleri söz konusudur. Ancak Haçli seferleri yüzünden canlanan Bizanslar, 1098'de Trabzon
ve Rize kesimini Emirüssevahil Sülübey'den aldilar. Çoruh vadisinde yerlesmis olan Kipçak boyundan Kubasar ailesi ve taraftarlari 1195 tarihinde dogudan yeni-Kipçaklarin gelisinden rahatsiz olarak Bizans idaresindeki Rize ve Trabzon bölgesine gelip yerlesmislerdir. Ikizdere ve Sürmene'deki 60 aileden çok Kumbasar oymagi, bunlarin torunlaridir. IV. Haçli seferinde Frenklerin Istanbul'u isgali üzerine baskidan kaçan KOMMENLER soyu, 1204 yilinda Rize'yi de içine alan TRABZON PONTOS RUM imparatorlugunu kurmuslardir.

OSMANLILAR DÖNEMI :
    Trabzon Rumlari, 1456 yilindan itibaren Osmanli devletine vergi vermeye baslamis, 1461 yilinda Trabzon'u feth eden Fatih Sultan Mehmet 1470 yilinda Ali Pasa ismindeki Komutan tarafindan Rize ve çevresi Türk egemenligi altina alinmistir. Böylece Anadolu Türk birligine katilan Rize bölgesine, 1461 yili ve sonrasinda Çoruh, Amasya, Samsun ve Tokat'tan; 1466 yilinda yikilan Karamanoglu Beyligi bir daha canlanmasin diye Konya yöresinden; 1501 yilinda Sil Sah Ismail'in yiktigi Sünni Akkoyunlulardan Tebriz ve öteki bölgelerden kaçanlardan; 1515 yilinda Dulkadirli beyligi kaldirilinca Mara-Elbistan Türkmenleri Trabzon ve Rize yöresine yerlestirildiler.
Yavuz Selim devrinde Trabzon'un dogusundaki dirliklerden bazilari ünlü Oguz boyu Çepniler'in elinde idi. Fakat Çepnilerin Trabzon'un dogusundaki yerlere ve bilhassa Rize bölgesinde yerlesmeleri sonraki yüzyillarda olmustur. Gerçekten Çepniler karada ve denizde yigitçe mücadele vererek oralarda kalabalik topluluklar halinde yurt tutmuslardir. Bilhassa Rize sehri ve bölgesinde Çepniler yogun bir sekilde yerlesmislerdir. Simdi Rize sehri ve bölgesinde sadece Türkçe konusulmasinin sebebi bu yogun Çepni yerlesmesidir. Zamanimizda Rize bölgesindeki köylerde Çepni adli ailelere rastlandigi gibi, Çepni bu yörede "yigit" , "gözü pek", "cesur ve çetin", adam manasina geliyor.
    Yavuz Sultan Selim'in sancak beyligi sirasinda Annesi Gülbahar Hatun Sultan Rize'ye gelerek kendi adi ile anilan camii yaptirmistir.
     19. Yüzyilin baslarindan itibaren Rize'de Tuzcuogullarinin isyani degisik tarihlerde birkaç kez tekrarlanmistir. 1834 yilinda bu isyanlara son verilerek Tuzcuogullari Rumeli de iskan edilmislerdir.

Rize, 1867 Vilayet Nizamnamesine göre Trabzon Vilayetinin merkez sancaginin 6 kazasindan biri durumundadir. 1877 yilinda merkez sancaga bagli nahiye olmustur. 1877-1878 Osmanli Rus savasinin ardindan Lazistan sancagi kurulunca Rize hem kaza, hem de bu sancagin merkezi oldu. Birinci Cihan savasinda 9 Mart 1916 tarihinde Rize, Ruslarin isgaline ugramis, 2 Mart 1918 de bagimsizligina kavusmustur.

CUMHURIYET DÖNEMI :
    Cumhuriyet dönemine kadar sancak merkezi olan Rize, 20 Nisan 1924 tarihinde Vilayet olmustur. 2 Ocak 1936 tarihinde yürürlüge giren 2885 sayili Kanunla Erzurum'dan Yusufeli ilçesi, Rize'de Pazar ilçesinden sonraki arazi parseli, ilçe ve bucaklar alinmak sureti ile bugünkü Artvin ili Çoruh adi ile vilayet haline getirilmis ve Rize ili de tek ilçesi olan Pazarla kalmistir. Bugün ise Pazar ilçesi ile birlikte 12 ilçesi bulunmaktadir.

    Atatürk'ün Rize'yi ziyareti "Atatürk'ün Sonbahar Seyahatleri" adli kitapta söyle anlatilmaktadir:

    Atatürk 17 Eylül 1924'te saat 17 siralarinda Hamidiye Kravüzörü ile Rize'ye gelmistir. Vali, kumandanlar ve halk motorlar ve kayiklarla karsilamaya çiktilar, büyük ve coskun halk tabakalari karsilama için her türlü hazirliklari yapmislardi. Silah sesleri ve coskun alkislarla büyük misafir selamlandi.

     Çesitli heyetler, karaya ayak basmis bulunan Reisi Cumhuru büyük bir coskunlukla karsilamislardir.

   Her tarafi bayraklarla donatilmis olan Rize, bir bayram yeri haline döndü, Reisicumhur hazretleri hükümet konagina ve bunu takiben belediyeye, halk fikrasi ve kumandanliga tesrif etti. Görüsmek için gelen heyetler de kurbanlar keserek kendilerine büyük sevgi gösterilerinde bulunmuslardir. Geceleyin fener alaylari düzenlenerek bu sevinç devam ettirilmistir.

     Reisicumhur, ayrica bir hoca heyetini de kabul etmistir. Bu heyet sunmus olduklari dilekçede kapatilmis bulunan medreselerin açilmasini arz etmislerdir.

Gazi Pasa Hazretleri, memleket ve millet için nelerin tehlikeli olacagini ihtar ederek bu heyete özet olarak asagidaki sözleri söylemistir.: "Mektep istemiyorsunuz, halbuki millet onu istiyor, birakiniz artik bu zavalli millet, bu evladi memleket yetissin, medreseler açilmayacaktir, millete mektep lazimdir." Gazinin bu açiklamalari "Bravo" sesleri ile alkislanmistir.

17 Eylül 1924 tarihinde Atatürk'ün Rize'ye tesrif ettiklerinde misafir kaldigi ev bu gün Atatürk Müzesi olarak halkin ziyaretine açiktir.

 

Ana sayfa | Hakkımızda | Yardım | E-mail