|
|
ZONGULDAK ili hakkında bilgiler
|
Zonguldak
Zonguldak antik dönemde Bithynia ve Paphlagonia sinirlarinin kesistigi noktada bulunmaktaydi. Bölgede,Hitit,Iskit,Mariandin,Frig,Megara,M,let, Boietya,Kimmer,asur Pers,Makedon,Roma,Bizans,Ceneviz ve Türk kavimlerinin izlerini görmek mümkündür.Özellikle Kdz.Eregli(Herakeia Pontica) ve Filyos''ta (Tieon) kurulan ticari iskelelere bagli olarak gelisen yerlesim birimlerinin kalintilari günümüze kadar ulasmistir.Eregli kalesi tarihi surlar, su sarniçlari,Heracles sarayi,Crispos anit mezar, Çestepe,fener kulesi,Bizans kilisesi,Filyos antik limani,Filyos kalesi,açik hava tiyatrosu,kemerleri bunlardan bazilaridir. Filyos Kalesi 1460 yilinda Fatih Sultan Mehmet''in Amasrayi almasiyla birlikte yörede Türk egemenligi pekismistir.1829 yilinda taskömürünün bulunmasiyla farkli bir önem kazanan bölgede 1848''de ilk kömür ocaklari kurulmus;19.yy. sonunan dogru ingiliz,fransiz,belçika,rus sirketleri taskömürü üretimi yapmak üzere yöreye gelmisleridir.Yöredeki sirketlerin haklarini korumak ve üretimi artirmak bahanesiyle fransiz askerleri önce Zonguldak''i ardindan Eregli''yi isgal etmis(1919);ancak Zonguldak ve çevresinde olusturulan Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerine bagli milis güçlerinin karsi koymasiyla 18.06.1920''de Eregli''den 21.06.1920''de ise Zonguldaktan çekilmek zorunda kalmislardir.Zonguldak,1 Nisan 1924 tarihinde, Cumhuriyet sonrasi kurulan ilk il olma ünvanini kazanmistir.
Zonguldak Genel Bilgi
Bati Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Zonguldak, dogusunda Karabük, batisinda Düzce ve Karadeniz, güneyinde Çankiri ve Bolu, kuzeydogusunda Bartin, Kuzeyinde de Karadeniz ile çevrilidir. Il topraklari daglik ve engebeli bir arazi yapisina sahip olup, akarsu vadileri ile yer yer derin sekilde parçalanmis, orta yükseklikteki alanlardan olusmustur. Zonguldak Kuzey Anadolu Daglari'nin bati kesimini olusturan Karadeniz'e paralel iki sira daglarla engebelenmistir. Kiyi daglarindan Küre Daglari ilin kuzeydogu kesiminde yer alir. Ayrica kuzeyini kuzeydogu-güneybati dogrultusunda uzanan Zonguldak Daglari, bati ve güney kesimini de Akçakoca Daglari kaplamaktadir. Zonguldak Daglarindan olan Göl Dagi 771 m.ye, Akçakoca Daglarindan da Orhan Dagi 905 m. ile ilin en yüksek kesimleridir. Bunlarin disinda Baçakliyayla Tepesi (1.637 m.), Sogukoluk Tepesi (1.268 m.), Göktepe (1.416 m.), baba Dagi (1.120 m.), Kizil Tepe (Kiziltas) (1.468 m.), Atyaylasi Tepesi (710 m.), Kantar tepe (905 m.), Orhan Tepe (920 m.), Arkut Dagi'nin (Gökçeler Dagi) kuzey uzantilari ve Keltepe (1.999 m.) ilin diger engebeleridir.
Ilin en önemli limaninin bulundugu Eregli genis bir koy konumundadir. Baba Burnu, Hisar Burnu Zonguldak'in Karadeniz'e yönelik çikintilaridir.
Karadeniz sahilinde, Eregli-Inebolu arasindaki engebeli arazi Mezozoik çagda olusmustur. Bu nedenle de birçok yerde kömür içeren tabakalar yüzeyde kendini gösterir. Kretesinin altindaki karbonifer seridi 160 km. uzunlugundadir. Filyos Çayinin batisinda kalan Zonguldak-Kozlu-Kandilli “Bati Kömür Havzasi” Filyos Çayinin dogusundaki pencereler “Dogu Kömür Havzasi” adini alir. Azdavay ve Sögütözü gibi dogu kömür havzasina ait yerlerde prodüktif kömür damarlarina rastlanmaktadir.
Zonguldak'in büyük bir bölümünü kaplayan daglik alanlarin disinda kalan alanlar platolarla kaplidir. Baslica vadiler; Filyos Çayi Vadisi, Alapli Irmagi Vadisi, Gülüç irmagi Vadisi ve Üzülmez Deresi Vadisidir. Ilin engebeli yapisindan ötürü düzlük alanlar fazla degildir. Karadeniz kiyilarinda kiyi düzlükleri bulunmamaktadir. Yalnizca Çaycuma ve Eregli'de akarsu vadi tabanlarinin genisledigi kesimlerde küçük ovalar bulunmaktadir.
Zonguldak su kaynaklari bakimindan oldukça zengindir. Filyos Çayi disinda büyük akarsular olmamasina ragmen, küçük akarsular il topraklarini parçalamistir. Üzülmez deresi, Gülüç Deresi, Alapli Çaylari il topraklarindaki küçük akarsulari da toplamaktadir. Dogal bir gölü olmayan ilde, Gülüç, Ulutan ve Kozlu Baraj gölleri sulama amaçli kullanilmaktadir. Ayrica Çatalagzi'nda Dereköy, Karapinar'da Çobanoglu göletleri ilin yapay gölleridir.
Ilin yüzölçümü 3.438 km2 olup, 2000 Yili Genel Nüfus Sayim sonuçlarina göre; toplam nüfusu 615.599'dur.
Zonguldak'ta Karadeniz iklimi hüküm sürmekte olup, her mevsim yagis almaktadir. En fazla yagis sonbahar ve kis mevsimlerinde görülür. Denizden iç kesimlere dogru gidildikçe, iklim biraz daha sertlesir. Yillik yagis ortalamasi 1234.96 mm., en yagisli aylar 148.65 mm., Aralik ve 141.72 mm. ile Ocak aylaridir. Yagislar kiyilardan iç kesimlere dogru gidildikçe hem azalmakta hem de yagmurdan kara dönüsme özelligi göstermektedir.
Il topraklarinin büyük bir bölümü ormanlarla kaplidir. Bu ormanlarda kayin, mese, kestane, çinar, ihlamur ve kizilagaç, gürgen, karaçam, sariçam, kizilçam agaçlari bulunmaktadir. Akarsu kenarlarinda da sögüt ve kavak agaçlari vardir. Bitki örtüsü bakimindan çok zengin olan ilde, her çesit bitkiye rastlanmaktadir.
Zonguldak'in ekonomisi madencilik, sanayii, tarim, hayvancilik ve balikçiliga dayalidir. Türkiye'deki taskömürü 1848'den bu yana kullanilmaktadir. Ildeki sanayi kuruluslarinin büyük çogunlugu kömür ve kömür ürünlerine dayalidir. Eregli'deki Erdemir Demir-Çelik Tesisleri, Çimento Fabrikasi, Çaycuma'daki Kagit fabrikasi, Hisarönü'ndeki Filyos Ates Tuglasi Fabrikasi ve Çatalagzi Termik Santrali baslica sanayii kuruluslaridir.Bunun yani sira tugla, kiremit, mermer, seramik, sunta ve kereste gibi insaat malzemeleri üreten atölyeler ile Türkiye Taskömürü Kurumu'nun islettigi ocaklar bulunmaktadir.
Ilde yetistirilen tarimsal ürün olarak; arpa, bugday, misir, patates olmak üzere sebze ve kivi, ceviz gibi çesitli meyve yetistirilmektedir. Son yillarda sera sebzeciligi gelisme göstermistir. Hayvancilikta ise yüksek kesimlerde koyun, kil keçisi ve Ankara keçisi yetistirilir. Kirsal alanlarda da sigir ve manda besiciliginin yaninda tavukçuluk ve aricilik da yapilmaktadir. Hayvanciliga bagli olarak süt, peynir, yogurt üretilmektedir. Kiyi kesimlerinde balikçilik yapilmakta olup ilin ekonomisinde önemli bir yeri vardir. Türkiye'nin balik üretiminin büyük çogunlugu buradan saglanmaktadir.
Orman yönünden zengin olan ilde; halkin belirli bir kesimi ormanciliktan saglamaktadir. Özellikle bu ormanlardan elde edilen maden diregi ocaklarda kullanilmaktadir. Ayrica ilde hali ve kilim tezgahlarinda dokumacilik, Devrek'te baston yapimi gibi küçük el sanatlari da ekonomisinde etkilidir. Son yillarda yayla turizmi, dagcilik, magaracilik ve av turizmi yaygin biçimde yapilmaya baslanmistir.
Zonguldak adinin kaynagina iliskin degisik söylentiler vardir. Bu söylentilerden birine göre; kent merkezinin Üzülmez Deresi'nin agiz kisminda yer almasi ve derenin ilk çagda “Sandra” adiyla anilmasi, burada kurulan yerlesmenin de “Sandaraca” adini tasimasi nedeniyle, zamaninda bu adin Zonguldak'a dönüsmüstür. Diger söylentiye göre de, yörenin sazlik ve batakliklarla kapli olmasi ve bunun yörede “Zongalik” olarak adlandirilmasina bagli olarak, sözcügün zamanla degiserek bugünkü halini aldigi seklindedir. Bir diger söylentiye göre ise kent adini, ocaklari ilk esleten Fransiz ve Belçika sirketlerinin kentin hemen yanindaki Göldagi mevkiini nirengi noktasi almalari sonucu, Göldagi kesimi ya da bölgesi anlamina gelen “Zone Ghuen Dagh”in Türkçe okunusundan almistir.
Zonguldak yöresinin tarih öncesi çaglari ile ilgili bilgiler tam bir kesinlik kazanamamistir. MÖ.VI.yüzyilin baslarinda Megarali Kolonistler Karadeniz kiyilarinda bir takim ticari kentler ve iskeleler kurmuslardir. Bunlarin basinda Herakleia Pontika (Krdz.Ereglisi), Teion (Filyos-Hisarönü), Sesamos (Amasra) ve Kromnay gelmektedir. Bu yerlesim alanlari ve iskeleler yüzyillar boyunca önemini korumustur.
Antik Çaglarda Bithynia ile Paplagonia'nin kesistigi noktada bulunan Zonguldak yöresinde Frig (MÖ.1200/750-676), Kimmer, Pers (MÖ.555-333), Makedonya (MÖ.IV.yüzyil), Bithynia ve Pontus Kralligi ( MÖ.IV.-I.Yüzyil), Roma (MS.I.-IV.yüzyil) ve Bizans (MS.IV.-XIII.yüzyil) dönemlerinde yerlesimler olmustur. Bu dönemlere ait kalintilar günümüze kadar gelmistir.
Zonguldak yöresi Malazgirt Savasi'ndan (1071) sonra Kutalmisoglu Süleyman Sah ve kardesi Mansur'un akinlarina ugramistir. Emir Karatekin 1084'te Karadeniz Bölgesi'ndeki yerlesim alanlari ile birlikte Zonguldak'i da ele geçirmistir. Ardindan Bizanslilar yeniden yöreyi ele geçirmislerdir. Anadolu Selçuklularinin çöküsünden sonra Kastamonu ve Zonguldak yöresinde bir beylik kuran Hüsamettin Çoban Bey Zonguldak yöresini tamamen egemenligi altina almistir. Bu arada Cenevizliler ve Bizanslilar sürekli buraya akinlar düzenlemislerdir. Candarogullari yöreyi ele geçirdilerse de o dönemdeki siyasi karisikliktan ötürü Zonguldak'i alamamistir. Yildirim Beyazit zamaninda Osmanli topraklarina katilmis, ancak Ankara Savasi'ndan (1402) sonra Timur yöreye hakim olmustur. Timur'un Anadolu'dan çekilmesinden sonra Çelebi Mehmet 1413'te Osmanlilarda bütünlügü saglamistir. Yöre, Fatih Sultan Mehmet zamaninda, 1460'ta kesin olarak Osmanli topraklarina dahil olmustur.
XVIII.yüzyilin ikinci yarisinda Sile'den Cide'ye kadar olan Karadeniz kiyilarindaki bir çok iskele “hatab (odun) iskelesi” ismini tasiyordu. Bunlardan belli baslilari; Karasu, Eregli, Filyos, Bartin, Amasra ve Cide'de bulunuyordu. Bugünkü Zonguldak'in il merkezinin bulundugu yer Eregli'ye bagli Tahta Iskelesi'nin çevresinde Istanbul'a gönderilecek kereste depolari bulunuyordu.
XIX.yüzyilda Zonguldak'ta taskömürü yataklarinin bulunmasi ve üretime geçilmesi ile birlikte Zonguldak önem kazanmistir. 1899'da kaza merkezi yapilmis, yabanci sirketlerin Kozlu'daki yönetim merkezleri 1909'da buraya tasinmistir. Zonguldak'in Belediyesi 1899'da kurulmustur. Bu dönemde Kastamonu vilayetine bagli, Kastamonu merkez sancagi ile Bolu sancaginin sinirlari içerisinde bulunuyordu. I.Dünya Savasi sirasinda Zonguldak Limani Rus donanmasi tarafindan bombalanmistir. Mondros Mütarekesi'nden sonra (30 Ekim 1918) taskömürü üretim bölgesini ele geçirmek amaciyla Fransizlar 8 Mart 1920'de Eregli ile birlikte Zonguldak'i da isgal etmislerdir. Fransiz birlikleri 21 Haziran 1920'de yöreden çekilmistir. TBMM 1920'de Zonguldak'i bagimsiz Mutasarriflik yapmis, sancaklarin kaldirilmasindan sonra da, 1924'te il konumuna getirilmistir.
Zonguldak il merkezinde herhangi bir eser bulunmamaktadir. Ancak Zonguldak yöresinde günümüze gelebilen tarihi eserler arasinda; Herakleia Pontike (Kdz.Ereglisi), Tieion (Filyos-Hisarönü) antik kentleri bulunmaktadir. Bu kentlere ait sur kalintilari, su kemerleri, mimari parçalar, Eregli Kalesi, Filyos Kalesi, Filyos Antik Limani, Bizans dönemine ait Kilise, Çestepe mevkiindeki Tümülüs, Bozhane Cami, Halil Pasa Cami, Kirmanli Cami, Molla Halil Cami, Ali Molla Cami, Iskele Cami, Aga Cami, Haci Esref ve Akarca Mescitleri, Kayabasi Ziyaretgahi, Aktas Seyhi Türbesi, Seyit Nasrullah Efendi Türbesi, Kesif Tepedeki (Çestepe) Demirci Dede, Kentteki Kustepe ve kiyidaki Mersin Dede türbeleri, Haci Mehmet Çesme ve Murtaza Mahallesi Çesmesi, Uzun Mehmet Aniti, ve Türk sivil mimari örneklerinden evler bulunmaktadir. Ayrica Gökgöl, Kizil Elma, Sofular, Inagzi, Çayirköy, Cumayani, Iliksu, Erçek ve Cehennemagzi Magaralari, Karaçayir Kaplicasi ve Harmankaya, Degirmenagzi, Günesli Kayalidere Selaleleri ilin belli basli dogal güzelliklerindendir. __________________
Zonguldak Gezgin Gözüyle
Il sinirlari içinde bulunan en önemli antik kentler Eregli (Herakleia Pontike) ve Filyos (Teion)'dur. MÖ VI. yüzyilda Frig soyundan gelen Marian dinlerce kurulan ve önemli bir ticari iskele (emperion) durumunda olan Eregli adini mitolojinin ünlü kahramani Herkül'den (Herakles) almistir. Kent Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanli dönemlerinde de önemini korumustur. Cehennem agzi Magaralari'nin bulundugu Acheron Vadisi Ören yeri basta olmak üzere, Hellen, Roma, Bizans ve Osmanlilar döneminin ürünleri olan sur kalintilari, Eregli kalesi, Herakles (Herkül) sarayi, Çestepe fener kulesi, Bizans su sarnici, Krispos anit mezari, Bizans kilisesi, Ayasofya Kilisesi ve Halil Pasa Konagi yörenin önemli tarihsel kalintilaridir. Ilin diger antik kenti durumundaki Filyos ise antik dönemde Teion (ya da Tion) olarak bilinmektedir. Yöredeki kalintilar, Roma, Bizans ve Ceneviz dönemi izlerini tasir. Antik liman, kale, su kemerleri, açik hava tiyatrosu ve kilise kalintilari bu dönemlerden kalmistir.

Plajlar: 80 km'lik kiyi seridi boyunca çok sayida dogal plaj ve kumsal bulunmaktadir. Dogu yönünden itibaren Sazköy, Filyos, Türkali, Göbü, Hisararkasi, Uzunkum, Kapuz, Karakum, Degirmenagzi, Iliksu, Kireçlik, Armutçuk, Karadeniz Eregli, Mevreke, Alapli ve Kocaman mevkiileri yaz boyunca yöre halkinin akin ettigi kumsallardir.
TURIZM
Ülke ekonomisinin en dinamik sektörlerinden biri olan turizm, son yillarda ilimizde de önemli bir gelisme çizgisi yakalamis, gerek özel, gerekse kamu girisimleriyle kayda deger bir istihdam ve hizmet alani durumuna gelmistir.
Ilimizin iklim kosullari, deniz kum-günes üçgenine dayali seçenege uzun süreli firsat tanimamakta; ancak il cografyasinin önemli kismini olusturan ormanlik alanlar, yaylalar, magaralar ve su- yesil kombinasyonun olusturdugu dogal güzellikler Zonguldak'i doga severlerin gözünde önemli bir çekim odagi kilmakta ve bu nedenle ilin turizm alanindaki gelecege yönelik tüm planlamalari bu çerçevede düsünülmektedir.
Bu amaçla Il Turizm Müdürlügü' nce 1994 yilinda baslatilan projelerden Gökgöl Magarasi Turizm Amaçli Kullanim Projesi ile bir kültür turizmi projesi (Inanç Turizmi) olan Cehennemagzi Magarasi ilin hizmete sunulan ilk turizm destinasyonlaridir.
Ayrica Zonguldak Valiligi Il Özel Idaresince Bakacakkadi Beldesi' nde yaptirilan ve 2001 yilinda hizmete açilan 100. Yil Atatürk Hizmet Köyü sagladigi olanaklar (Konaklama, yemek, eglence, spor) ve sundugu hizmetler açisindan bu konudaki gereksinimleri karsilayan önemli bir trizm yatirimidir.
DOGAL GÜZELLIKLER
Zonguldak, dogal güzellikler açisindan oldukça zengin bir ildir. Karadeniz kiyisi boyunca uzanan koylari, kumsallari, herbiri ayri bir doga harikasi olan magaralari, dört mevsim yesil kalabilen bitki örtüsü ve orman içidinlenme alanlari, turizm anlaminda degerlendirilebilecek dogal kaynaklardir. Doguda Sazköy'den, batia Akçakoca' ya kadar uzanan 80 kilometrelik kiyi seridinde yer alan, pek çok dogal plaj ve kumsal yöre halkinin yaz aylarinda günübirlik kullandigi belli basli mekanlardir.
Bunlardan Filyos, Türkali, Göbü, Kapuz, Degirmenagzi, Iliksu, Erdemir, Eregli Belediye, Alapli Belediye, Askeri Plaj ve Kocaman kiyilari "Mavi Bayrak Projesi" kapsaminda izlenmektedir.
Zonguldak ve Kdz. Eregli limanlari endüstriyel ve ticari amaca yöneliktir. Zonguldak limanindan Ukrayna' nin Skadovsk, Evpatoria, Rusya' nin Novorossky limanlarina ro-ro tasimaciligi yapilmaktadir. 
TARIHI ve TURISTIK YERLER
BÖLÜKLÜ YAYLA -
GÜMELI / ALAPLI
Il topraklarinin yaridan fazlasini kaplayan yesil doku, igne ve yayvan yaprakli agaçlarla çok çesitli ormanalti bitki örtüsünden olusmustur.Yaz aylarinda piknik yeri olarak kullanilan bu alanlar trekking, foto safari, olta balikçiligi, av ve yaban hayati gibi aktivitelere yanit verebilecek potansiyel zenginliktedir. Ulutan, Göldagi, Beycuma Yayla, Bostandüzü, 100. Yil, Milli Egemenlik, Kocaman mevkilerindeki orman içi dinlenme yerlerinde su, wc, oturma gruplari, telefon gibi, alt hizmetler sunulmakta, alisversis, yeme - içme gibi gereksinimler karsilanmaktadir. Sonbaharda bir renk zenginligine bürünen bu alanda alt hizmet üniteleri ile birlikte, çadirli kamp sahasi, alti adet dag evi, alabalik ve geyik üretme sahalari bulunmakta, göllerde olta balikçiligi yapilmaktadir.
Ilin en yüksek tepesi olan Bacakli Yayla (1637 m) etegindeki Bölüklü Yayla, yayla evleri, yasayan yaylacilik gelenegi ve zengin bitki örtüsüyle yayla turizmine aday bir dogal ortamdir.
Zonguldak merkezde Harmankaya ve Degirmenagzi, Kdz. Eregli' de Günesli yörelerindeki selale ve trekking alanlari doga turizmi anlaminda degerlendirilen uygun mekanlardir.
Göller
Il sinirlari içinde dogal göl bulunmamaktadir. Merkezde Ulutan araj Gölü (114 ha), Kdz. Eregli' de Kizilcapinar Baraj Gölü (240 ha) ve Gülüç Baraj Gölü (127 ha), Çatalagzi beldesinde bulunan Dereköy Göltei (20 ha) içme suyu yada sanayi amaçli yapay göllerdir. Bu göllerin çevresi yöre halkinca günübirlik dinlenme alanlari olarak kullanilmaktadir.
Gökgöl Magarasi : Zonguldak-Ankara karayolu üzerinde Zonguldak'a 3 km uzakliktadir. 3250 metre uzunluguyla yurdumuzun besinci uzun magarasidir. Fosil kismi, diri magara ve yari aktif yan kollar olmak üzere üç bölümden olusan magara; akarsuyu, gölü, galerileri, sarkit, dikit, travertenleri ve milyonlarca yillik mercan fosilleriyle gerçek bir doga harikasidir. Tarihçi Heradot'un "Misir Nil'in armaganidir" sözünü; speologlar, "Gökgöl Magarasi doganin Zonguldak'a armaginidir." Biçiminde degistirerek bu magaranin farkli olusumlar içerdigini vurgularlar.
Sofular Magarasi : Eski Zonguldak Çaycuma karayolu üzerinde Sapça Köyü Sofular vadisindedir. Toplam uzunlugu 1500 metre olan magarada; tavan yüksekligi, muhtesem salonu ve salondaki ters avize biçimindeki olusumlari, sarkit, dikit ve travertenlerin sundugu manzara görülmeye deger yeralti güzelliklerindendir.
Inagzi Magarasi : Zonguldak Kilimli karayolu ve demiryolu üzerinde Inagzi Mahallesindedir. Toplam uzunlugu 1.400 metre olan Inagzi Magarasi, prehistorik özellikler de tasimaktadir. Ilk 60-70 metresinde genis bir galeri olusturan magaradaki olusumlar masallardaki fildisi saraylarini animsatir. Zonguldak-Kilimli karayolu üzerindedir. Inagzi Mahallesi'nde sahilden Zonguldak'a giden demiryolu tünelinin sol tarafindadir. Prehistorik magaralardandir. Ölçülen uzunlugu 600 m, tahmini toplam uzunlugu 1400 m'dir. 60 - 70 m'den sonra alçak ve dar geçitlerle süren magaranin 600. m'sinde dalim kesimi vardir. Yaklasik 1 m yüksekliginde olan sifon az bir suyla dolmaktadir. Bir çok su gelisleriyle magara son bulur.
Çayirköy Magarasi : Eski Zonguldak Çaycuma Karayolu üzerinde Çayir Köyü mevkiindedir.1300 metre uzunlugundaki magara, botla gezilebilecek kadar genis alanlari olan bir yeralti nehrine sahiptir. Nehrin magara agzinda olusturdugu göllenmelerde alabalik bulunmaktadir. Geçmiste (M.Ö. 1200 yillari) magaradan çikan suyun kanallarla Hisarönü'ne aktarildigini kanitlayan tarihi su yolu antik Tion (Hisarönü) sehri uygarliginin bir mirasidir.
Cumayani Magarasi : Merkez Çatalagi bucagi Cumayani Mahallesindedir.1085 metre uzunlugunda olan magaranin biri kuru, digeri sulu olmak üzere iki agzi vardir. Genis bir alana yayilan travertenler, dev sarkitlar ve yeralti deresinin olusturdugu göllenmeler, kumsallar magaraya özgün bir kimlik kazandiran jeolojik, jeomorfolojik olusumlardir.
Iliksu Magarasi : Zonguldak-Kdz.Eregli karayolu üzerinde Iliksu mevkiindedir. 800 metre uzunlugunda aktif bir magaradir. Çok dar ve su çikan bir agzi olan Iliksu Magarasinda sifondan sonra gelen salonu oldukça büyüktür. Genis bir alana yayilan travertenleri Iliksu Magarasina ayri bir güzellik kazandirmistir.
Erçek Magarasi : Zonguldak-Ankara karayolu üzerinde Erçek Mahallesindedir. Magaraya çok rahat, az meyilli kuyu inisi ile girilir. Kuyunun sonunda saga ve sola iki galeri ayrilir. Ilerlemenin zorlukla yapildigi sol kolda 4-5 metrelik bir sifondan sonra magaradaki tüm olusumlarin yer aldigi salon gelir.
Incivezalti Magarasi : Alapli Ilçesi sinirlarinda yer alan Incivez Magarasi'nda bugüne kadar arastirma yapilmadigi için eldeki bilgiler yetersizdir.
Cehennemagzi Magaralari : Kdz.Eregli'nin eskiden Ayazma olarak bilinen Inönü Mahallesindedir. Batili kaynaklarda Akheron (Acheron) Magaralari olarak geçen, mitolojide yeralti tanrisi Lades'in ülkesine açilan yollardan biri olan Cehennemagzi Magaralari üç magaradan olusmustur. 
Birinci Magara (Kilise Magarasi) : 18 metrelik bir agzi 3-4 metre yüksekligi olan büyük bir salondan olusur. Magaranin tabaninda 5 metrelik bir zemin mozayigi duvarlarda kandil yuvalari (nis) bulunmaktadir. Hristiyanligin yasak oldugu dönemlerde ilk hristiyanlarin gizli ibadet yaptiklari bu Inanç Turizmi anlaminda degerlendirilebilecek özellikler tasimaktadir.
Ikinci Magara : Birinci magaranin 80-100 m kuzeydogusunda bulunan magara günümüzde Kocayusuf Magarasi olarak bilinir. Dar, merdivenli ama kolay bir giristen yaklasik 7 metre yüksekligi olan bir salonuna geçilir. Salonun önemli bir kismi gözle kaplidir. Söylentiye göre göl, Amasra'da bulunan bir yeralti suyuyla baglantilidir. Yari tanri Herkül Hades'in ülkesini bekleyen canavar Kerberus'u bu magarada zincire vurmustur.
Üçüncü Magara : Birinci magaranin 100 metre ilerisinde, yol kenarinda bulunan bu magarada iki salon; salonun sonunda derinligi bilinmeyen bir göl bulunmaktadir
Mencilis Magarasi
Magara Sofular Ilçesi' nin Baglar semtinden yürüyerek (dag-patika yürüyüsüyle) 2 saat çeker. Magaranin bilinen iki girisi ve yeralti suyunun çiktigi çikis agzi vardir. Buradan magaraya Girilemez. Magaraya girilen agizda eski örme duvarlar vardir. Buradaki odalardan dar bir geçisle magaraya geçilir. Magaranin ilk 1000 m'lik kismi fosil magaradir. Bu kisimda 5 m, 7 m ve 12 m'lik 3 dik inis vardir (Merdiven gerekir). Bu bölüme yukaridan bir agiz baglanir. Fosil magaranin bitiminden sonraki kisim tamamen aktiftir, yeralti deresi vardir. Suyun gelis yönünde bir göl vardir ve sonunda travertenlerin üstünden akan selale çok güzeldir.
Çaglayanlar
Merkezi Kokaksu Mevkiinde bulunan Harmankaya, Kozlu Beldesinde Degirmenagzi ve Kdz. Eregli' de Günesli Kayalidere Selaleri ilin en önemli çaglayanlari olup, trekking ve piknik amaçli olarak kullanilmaktadir
Iliksu Kaplicasi : Zonguldak-Kdz.Eregli karayolu üzerinde ve Kozlu beldesine bagli Asagiçayir Köyü sinirlari içindedir. Kaplicanin su debisi 10 lt/sn, sicakligi ise 27 derecedir. Termal su içme tarzinda kullanildiginda, mide, bagirsak ve karaciger safra yollari üzerinde, dis uygulamada ise (banyo tarzinda) içerdigi radyoaktif elemanlar sayesinde agrili sendromlarda olumlu etkisi görülmektedir. Iliksu Kaplicasi, Il Özel Idaresi tarafindan yatirim programina alinmis olup, su anda kaplica üzerinde ya da çevresinde herhangi bir tesis bulunmamaktadir.
Yayla Turizmi
Zonguldak' in en yüksek tepesi olan Alapli Bacakli Yayla (1637 m) varolan, yasayan yayla gelenegi veyayla evleriyle "yayla turizmine", yaklasik 2-3 ay kar altinda kalmasiyla "kis turizmine" aday bir dogal ortamdir. Hamamlar, Tasköprü, Tokatliköprü ve Inceköprü
Köprülü Camii: Zonguldak çarsi içindeki cami, 1661'de Sadrazam Köprülü Mehmed Pasa tarafindan yaptirilmistir. Moloz tastan olan cami kare planlidir. Son cemaat yeri 5 bölümlüdür, minaresi tek serefelidir. Sekizgen kasnaga oturan kubbesi kiremitle örtülüdür. Agaç minberi geometrik motiflerle süslüdür. Içi sonradan yapilmis bazi kalem isi bezemelerle süslenmistir.
Izzet Mehmet Pasa Mevkii: Izzet Mehmet Pasa Mahallesi'nde ve çarsi ortasindaki cami, 17962'da Sadrazam Safranbolulu Izzet Mehmet Pasa tarafindan yaptirilmistir. Kesme tastan kare bir gövde üzerine insa edilen caminin tek serefeli minaresi çok köselidir. Içi renkli kalem isleriyle süslü kubbesi kursun kaplidir.
Asmazlar Konagi: Fikiyeli havuzu ve degisik mimarisiyle ilgi çeken Asmazlar Konagi, Türkiye Turing Otomobil Kurumu tarafindan tarihi özellikleri bozulmadan otele dönüstürülmüstür.

Uzun Mehmet Aniti ve Parki: Zonguldak ilinin merkezinin batisindaki bir tepe üzerinde yer alan anit, 1829'da ilk defa kömürü bulan Uzun Mehmet'in anisina dikilmistir. Anitin çevresindeki Uzun Mehmet Parki'ndan Zonguldak'in görünümü çok güzeldir.
Halil Pasa Konagi: Eregli'de denize hakim bir tepede insa edilmistir. Sütun ve mermerleri islenmis olan binanin ahsap isçiligi ilgi çekmektedir.
Cinci Hani: 17. yy baslarinda Safranbolulu Hüseyin Efendi (Cinci Hoca) tarafindan kervansaray olarak yaptirilmistir. 1611 yikinda ise yine ayni kisi tarafindan Cinci Hamami yaptirilmistir.
Hasan Pasa Türbesi: Safranbolu'nun dogusunda, kente hakim Musalla denilen bir tepe üzerinde yer alir. Kapisinin üzerindeki yazitlardan Abdülhamit I tarafindan Safranbolu'ya gönderilen ve 1845'te ölen Koca Recep Pasa'nin oglu, eski Köstendil kaymakami Hasan Pasa için yapildigi anlasilmaktadir
Içmeler ve Kaplicalar
Kozlu (Asagiçayir) Kaplicasi: Kozlu yakinlarindaki Iliksu Mahallesi'nde bulunan kaplicanin sulari, aci, bikarbonatli, toprak alkalin, radyoaktif ve iliktir. Mide, bagirsak, karaciger, safrakesesi hastaliklari üzerinde olumlu etkiler yapar. Agri giderici özelligi de vardir.
Bostanbükü Içmesi: Safranbolu ilçesindeki içme; mide, bagirsak ve karaciger hastaliklari üzerinde iyilestirici etkiler gösterir.
Karaçayir Kaplicasi: Merkez ilçeye bagli Kozlu bucagindadir. Alkalin ve toprak alkalin olan sular, romatizmal hastaliklarin tedavisinde etkilidir.
Karaçayir Kaplicasi: Çaycuma ilçesinin Saltukova bucagindaki sular, romatizma ve deri hastaliklari üzerinde olumlu etki yapar.
Piknik yerleri: Il topraklarinin yaridan fazlasinin ormanlarla kapli olmasi nedeniyle, yöredeki dinlenme gereksiniminin önemli bir bölümü ormaniçi dinlenme alanlarinda karsilanmaktadir. Ulutan baraji çevresi, Göldagi, Yayla mevkii, 100. Yil Parki (Merkez), Bostandüzü, Milli Egemenlik Parki (Devrek) ve Kocaman (Alapli) gibi asgari altyapi tesislerine sahip alanlarin yanisira, halkin günübirlik dinlenme gereksinimini gideren, ancak herhangi bir tesise sahip olamayan çok sayida piknik ve mesire alani bulunmaktadir. Ilimizin en yüksek noktasi durumundaki Bacakliyayla (Alapli/Gümeli), halen yaylacilik geleneginin sürdürüldügü önemli bir günübirlik dinlenme alanidir.
Av Turizmi : Ilimiz av ve yaban hayati anlaminda da çesitlilik ve zenginlik göstermektedir. Özellikle Merkez, Devrek, Gökçebey ve Kdz.Eregli civarinda bulunan orman alanlarinda ayi, domuz kurt, tilki, porsuk- çakal- dag keçisi, sincap, karaca, tavsan, gibi yaban hayvanlari ve yaban ördegi, yaban güvercini, çulluk, bakal gibi kus türleri avlanmaktadir. Akarsularda sazan, alabalik, karabalik ve mercan, denizde ise istavrit, hamsi, mezgit, palamut, barbunya gibi baliklar avlanmaktadir. Yaban hayatina yönelik avlanma daha çok hobi ya da bos zaman faaliyeti olarak yapilmakta iken, denizlerde yapilan avlanma ise ticari amaçli olarak gerçeklestirilmektedir
a) Acheron Vadisi Ören Yeri
Cehennemagzi Magaralarinin bulundugu yöredir. Yörede dikkati çeken kalintilar ilk hiristiyanlarin ibadethane olarak kullandigi magaradir.
b) Sur Kalintilari
Hellenistik döneme ait olan sur parçalarinda çok sert, gri, renkli kireçtasindan iri ve kalin blok taslari kullanilmistir. Bu tas bloklar yan yana ve harçsiz yerlestirilerek, aradaki küçük tasbloklar yatay hatlariyla desteklenmistir.
c) Kdz.Eregli Kalesi
Kdz.Eregli'nin kent surlarinin çevreledigi tepede bulunmaktadir. Bizans Dönemi'nde XIII. Yüzyil baslarinda yapilan kale ve çevre duvarlari vardir.
d) Herakles (Herkül) Sarayi
Iri kesme tas bloklarla ve özenli bir isçilikle insa edilen bu yapi kalintisi antik döneme ait olup, iki cephedeki duvar kalintilari disinda tümüyle yikik durumdadir.
e) Su Tesisleri
Antik çagda kentin su gereksinimini karsilamak üzere insa edilen su tesislerinin Roma Dönemine ait oldugu sanilmaktadir. Kandilli yakinlarindan baslayan (Bali Köyü) ve yaklasik 16 km bir hat boyunca kente ulasan su sebekesi kent sularinin yakininda bulunan bir havuzda toplanmakta ve havuzdan çikan bir kaç kolla, kanalla su kent alaninin merkezine aktarilmaktadir.
f) Çettepe Fener Kulesi
Kdz.Eregli'nin kuzeyinde Çestepe'de deniz seviyesinden yaklasik 200 m yükseklikte bulunan kulenin Hellenistik Dönemde yapildigi ve Bizans Döneminde de yeniden insa edildigi anilmaktadir.
g) Bizans Sarnici Kalintisi
Kdz.Eregli Akarca mahallesinde bulunan ve Bizans döneminden kalma oldugu anlasilan sarnicin hemen hemen tümü toprak altinda bulunmaktadir. Bir hafriyat çalismasi sirasinda ortaya çikan sarnicin tahribata ugramamasi için içi doldurulmus, ancak açik kalan bölümü tahrip olmustur.
h) Krispos Anit Mezari
Kdz.Eregli'de gösteriler yapan ve orada ölen eski Misirli pandomim sanatçisi Krispos'un anisina yapilmistir. Kaidesi ile birlikte 2.10 m yükseklikte bulunan anitin önünde 19 satirdan olusan ve kazilarak yazilmis bir siir bulunmaktadir.
i ) Bizans Kilisesi
Kdz.Eregli Akarca Mahallesinde bulunan kilisenin bulundugu yerde 1942 yilinda yapilan Çelikel Camii yeralmaktadir. Bizans dönemine ait kilisenin döseme mozaigi ve duvarinin bir bölümünde yer alan fresko kalintilari caminin bodrumunda bulunmaktadir.
j) Ayasofya Kilisesi (Orta Cami)
Sularla kapli kent alaninin içinde Bizanslilar tarafindan insa edilen Hagia Sophia (Kutsal Akil) kilisesi, camiye çevrildikten sonra Orhan Gazi ya da Cami olarak anilmaktadir.
k) Halil Pasa Konagi
Konak, 19. yüzyilin sonlarina dogru Halil Pasa Karamahmutoglu tarafindan yaptirilmis ve antik spoli malzemelerle ilgi çekici bir görünüm kazanmistir. Eregli'nin en önemli sivim mimari örnekleri arasinda yeralan bu iki katli kargir konak, müze olarak kullanilmak üzere 1993 yilinda restore edilmeye baslanmis ve 1 Agustos 1998 tarihinde hizmete açilmistir.
l ) Kdz.Eregli Müzesi (Halil Pasa Konagi)
Müzenin zemin katinda Eregli ve çevresinden toplanan Grek, Roma, Bizans dönemlerine ait mermer mezar atelleri, figürlü mermer sütun basliklari, cam kaplar, takilar, çesitli madeni eserler, kandiller ve figürlerden olusan arkeolojik eserler sergilenmektedir. Müze bahçesinde ise, Grek, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanli dönemlerine ait sütun basliklari, sütun gövde ve kaideleri, çesitli mimari parçalar, lahitler ve pandomim sanatçisi Krispos'un anit mezari sergilenmektedir.

FILYOS KALESI
Filyos Nehri' nin Karadeniz' e döküldügü alanda kurulu Filyos antik kenti, önceleri Billaius adiyla biliniyordu. Bu ad, su geçiti olan yer anlamina gelen Pailaios sözcügünden türemistir. Kentin en yaygin adi Tieion' dur. Bu sözcük, kentin kurucusu, din adami Tios' tan gelmektedir.
Günümüzde birinci ve ikinci derece sit alanlari bulunan Filyos' ta, arkeolojik yüzey arastirmalarina göre, antik Tieion kenti bir akrapol, iki nekrapol alan ve sular altinda kalan antik bir mendirekten / limandan olusmustur. Romalilar döneminde yapilan kale, harabe durumunda bir mabet (tapinak),amfiteatr ve büyük bir yapiya ait oldugu sanilan üç kemerli bir duvar, Çayir Magarasi' ndan çikan suyu kente tasyan su kemeri kalintilari günümüze kadar ulasabilen kültür degerleridir. Bu tarihsel eserlerden kale ve amfiteatr 2001 yilinda restore edilmeye baslanmis ve çalismalar halen sürmektedir.
Çoban dede Söylencesi
Karabük'ün yakinlarindaki Öylebeli Köyü'nde ne zaman ve nereden geldigi bilinmeyen yoksul bir çoban yasamaktadir.Karisindan baska kimsesi yoktur.Gün boyu söylesip sürülerini dag bayir otlatirlarmis.Tatli dilleri ve yardimseverlikleri onlari herkesin sevgilisi yapmistir.
Koyunlarini en güzel otlaklarda otlatmak isteyen Çoban Dede ,Araç Çayi'ni geçip de karsidaki otlaklara ulasamadigina üzülür.Çay üzerine bir köprü yapmaya karar verir.Ormandan kestigi agaçlari danasini sirtina yükleyip kiyiya yigmaya baslar.Ama bu is onun tasimasi ile gerçeklestirlebilecek gibi degildir.Tanriya yardim etmesi için yalvarir.Tanri da geyiklere yardim etmelerini emreder geyikler kesilen agaçlari tasiyip kiyiya tasir.Çoban Dede de kisa saglam bir köprü yapar.Koyunlari buradan geçip karsi otlaklarda otlamaya baslar.Bir süre sonra bureada bir cami yaptirmak ister Köyde bir cami temeli için çukur açar ertesi sabah buraninkum vr çakilla dolu oldugunu görür.Köylüler bunun sirrini ögrenmek için Dede'yi gözlemeye baslar.Çoban olanlari sezmistir.Karisina "Köylü beni gözetleyip sirrimi ögrenmek ister,bu camiyi yapmak ban nasip olmazsa ,beni buralarda arama Kara danayi ardimca sal o beni bulur der.
Çobani gözetleyenler tas ve çakilin geyiklerce tasindigini görüp sasirir.Çobanin sirri açiga çikmistir."Evinizin sayisi yirmiyi asmasin"deyip ortadan kaybolur.Bir süre sonra karisi ardindan kara danayi salar .Kara dana gidip gömütlükte durur,Sonrada yaylaya gider.Orada ölür.Köylüler asil adi Bahattin Gazi olan Çoban Dede için "Dede Yaylasi" deni,len yerde bir türbe yaparlar.
Yaygin olan inanisa göre Çoban Dede nini bir kolu mezarinin disindadir.Türbeyi gezenler gözlerini yumarak içeri girmek ve çikana degin açmamak zorundadir.Buna uymayanlar çarpilir yada basina bir kötülük gelir.Dede'nini ilenci gerçejk olmus demirçelik tesisleri yapilana kadar köyün hane sayisi 20 yi geçmemistir.
Çestepe de Yatan Demirci Dede söylencesi Burada Demirci Dede adli bir ziyaret vardir.Buna iliskin söylence ise söyledir:Bir zamanlar,Çestepe Köyü'nde yasli ,çaliskan bir demirci yasamaktadir.köyün tek demircisidir.Kimsenin isini geri çevirmek istemez.Geç saatlere kadar çalisir herkesin isini görür.Günün birinde dükkana gelenler Demirci Dede'yi göremezler.Merak edip evine varirlar emirci Dede ölüm dösegindedir.Basina toplanan köylüler "Sen bizi birakip gidiyorsun bizim isimizi kim görecek,aletlerimizi kim onaracak....." diye sizlanirlar."Ben Hak'ka kavustuktan sonra da sizinle birlikte olacak ,islerinizi yine görecek ,demiriniz hiç eksilmeyecek,sizler demirden ekmek yiyeceksiniz" der ve gözlerini yumar.
Demirci Dede Çestepe'ye gömülür.Öldükten sonra da köylüsünü yanliz birakamaz.Söyledikleri bir süre sonra çikar.Mezarinin karsisinda uzun uzun bacalar tütmeye baslar.Kendisinin binbir güçlükle çikarip isledigi demir tesislerde üretilir.
Çoban çesmesi söylencesi Zamanin birinde Eregli Beyi'nin oglu ava çikar.Sicak bir yaz günüdür.Bir süre at kosturduktan sonra sicak ve ssuuzluktan iyice bitkinlesir.Karsidan gelen koyun sürüsüne yaklasir.Çobandan su ister.Çoban,Bey oglunu söyle bir süzer ,yanibasindaki kayaya eliyle söyle bir vurur.Kayadan buz gibi su akmaya baslar.Çoban suyu gösterip "Haydi kana kana iç "der.Delikanli kana kana içer ama bu ise sasirip kalmistir.Çobana bu isi nasil yaptigini sorar Çoban da: "Sen can yakar,kan dökersin,ben se gönül yaparim.Iste isin sirri burada" deyip koyunlarini sürüp gider.Bey oglu ardindan bakakalir ve o günden sonra ava çikmamaya kan dökmemeye iyilik yapmaya gönül almaya and içer.Çoban Çesmesi'de o günden beri akip durur.
Uzun Mehmet
Sanayi devriminden sonra önem kazanan kömür; Osmanli padisahi II.Mahmut'un “Memalik-i Sahane dahilinde siyah tasin taharrisi” adli fermaniyla ülkemiz, Ilimiz gündemine girmistir.
Kdz.Eregli'nin kestaneci Köyünden olan Uzun Mehmet askerlik iznini kullanmak üzere köyüne gelir. Askerdeyken gördügü kömürü yöresinde aramaya baslar. Bugday ögütmek için gittigi degirmenin (Kdz.Eregli, Köesagzi Mevki, Neyren/Niyren Deresi dolaylari) su kanallarinda yuvarlanan siyah taslari görür ve bunlari degirmen atesine atarak yanip yanmadigini dener.
Karatas'in yandigini görünce hem kendi hem de yöresinin yazgisini degistirecek yanartaslari çuvallayip ihsanini almak üzere Istanbul'a hareket eder. Saraydan ihsanini (5000 kurusluk ödül ve ölünceye dek 500 kurus aylik) aldiktan sonra, kendisini kiskanan ve ödülünü çalmak isteyen, Kdz.Eregli KaymaKAMi Müstelzim Haci Ismail Aga tarafindan birhanda kahvesine zehir katilarak öldürülür. Uzun Mehmet, kömürle, Zonguldak'la özdeslesmis; adina anit, park yaptirilmis, kimi üretim tesislerine adli konmus ve ülkemiz yeralti isçiliginin simgesi olmut bir isimdir
Bastonculuk
Misir'da Ingilizlere esir düsen Devrekli marangoz ustasi Ali Ziya efendi, Ingilizlerden ögrendigi bastonu Devrek'te yapmaya baslar. Aziz Salman Usta, Münteka Çelebi Usta ve diger ustalarin gayretleriyle gelisen bastonculuk Devrek'le özdes olur.
Klasik Devrek Bastonu, el sanati ürünüdür. Gövdesi kizilcik, sapi ceviz agaci olup, gövdesinde baslari sap kismina dogru dolanmis iki yilan motifi bulunur.
Günümüzde degisik biçim ve malzemeden yapilmis, saplari ve gövdesinde boya, gümüs, sedef, bakir islemeli motifler bulunan bastonlar yapilmaktadir.
Zonguldak Cami ve Mescitleri
Zonguldak Merkez ilçesi XIX. yüzyilin sonlarinda kurulmus bir yerlesim alanidir. Bu bakimdan yörede tarihi bir cami yapilmamistir. Bunun nedeni de Osmanli ve Osmanli öncesinde burada önemli bir yerlesim olmamasidir. Bölgedeki önemli yerlesim Karadeniz Eregli'sinde olmus ve Antik Çaglardan günümüze kadar bölgede çesitli yapilar yapilmistir.
XIX. yüzyilin sonlarinda Eregli'nin toplam nüfusunun 6274 oldugu ve bunun 5000'inin Müslümanlardan meydana geldigi kaynaklardan ögrenilmektedir. Bu yüzyilda sehir içerisinde ibadeti karsilamak amaci ile on cami yapildigi gezginlerin notlarindan ögrenilmektedir. Ancak bu gezginler Osmanli yönetiminde bulunmus kisilerin yaptirdigi dini yapilardan söz etmemektedir. Yapilanlar ihtiyaci karsilamak için yapilan basit, küçük camiler idi.
Karadeniz Eregli'sindeki cami sayisi 1961'de sekize inmistir. Bunlardan besi kent merkezi çevresinde, üçü de merkez disindaki köylerde bulunuyordu. Bu yapilar yöresel kare mekânli ve çatili idi. Moloz tastan yapilan camilerin mihrap duvari içerisine mihrap nisleri yerlestirilmis ve bazilari üzerine de Kuran'dan alinma sureler yazilmisti. Ilçe merkezindeki bazi camilerin yangin sonucunda 1870'lerde yanarak yok oldugu yine gezginlerden ögrenilmektedir.
Eregli'de bulunan Ayasofya Kilisesi (Orta Cami) disinda ilçede Bozhane Camisi, Halil Pasa Camisi, Kirmanli Camisi, Molla Halil Camisi, Ali Molla Camisi, Iskele Camisi, Aga Camisi, Haci Esref Mescidi ve Akarca Mescidi bulunuyorsa da bu yapilar sanat tarihi ve mimari yönden herhangi bir özellik tasimamaktadirlar. __________________
Zonguldak Türbe ve Mezarliklari
Karadeniz Eregli'sinde XIX. yüzyilin ikinci yarisinda yapilmis olan Aktas Seyhi Türbesi ile Seyit Nasrullah Efendi türbeleri sanat tarihi ve mimari yönden herhangi bir özellik tasimamaktadirlar.
Karakoçlu'da Beylik Mezari (Devrek)
Zonguldak ili Devrek ilçesi Karakoçlu Köyü Güney Mahallesi'nde, Köristan Mevkiindeki mezarin ismi bilinmeyen bir beye ait oldugu sanilmaktadir. Bunu belgeleyecek kitabe veya kaynaklarda herhangi bir bilgiye rastlanmamistir.
Mezar aniti moloz ve büyük boy blok taslardan, kareye yakin planli olup, üzeri bir çati ile örtülmüstür.
Kral Mezarligi (Devrek)
Zonguldak ili Devrek ilçesi Akçasu'da tarlalar arasinda bulunan bu mezar anitinin bir yöneticiye ait oldugu sanilmaktadir. Ancak onunla ilgili kaynaklarda bir bilgiye rastlanmamistir.
Mezar aniti kesme tastan iki ayri oda halindedir. Günümüze iyi bir durumda gelen bu anitin içerisinde herhangi bir kalinti veya buluntuya rastlanmamistir.
Zonguldak Çestepe Fener Kulesi
Zonguldak ili Eregli ilçesinin kuzeyinde, Çestepe'de deniz seviyesinden yaklasik 200 m. yüksekliginde bulunan bu kule Yener Kulesi olarak da taninmaktadir. Kulenin taslarindan büyük bir bölümü çevredeki evlerde yapi malzemesi olarak kullanilmistir.
Fener Kulesi Antik Devirde yapilmistir. Çevresinde bir antik yerlesim bulundugu sanilmaktadir. Büyük olasilikla Helenistik Dönemde (MÖ. 300 MS. 20) yapilmis bir fener kulesidir. Ayni zamanda buradaki limanin ve sehrin koruyucusu niteligindedir.
Karadeniz Eregli'sinde bulunan bazi sikkeler üzerinde de bu fener kulesinin resmi bulunmaktadir. Bu sikkelere dayanilarak kulenin dört veya bes katli oldugu, bunun üzerinde de fener atesinin yandigi bir bölüme yer verilmistir. Bazi arastirmacilara göre de bu kule bir deprem sonucu tamamen yikilmis, Geç Bizans döneminde de yeniden yapilmistir. Kulenin duvarlarindaki kesme tas ve tuglalar arasinda birlestirici olan harçlar ve aralarindaki kiremit parçalari Son Devir Bizans mimarisini (1261–1453) yansitmaktadir.
Günümüze gelebilen kule, kesme tas, moloz tas ve tugladan yapilmis olup, 3.25x3.25 m. ölçüsünde kare bir temel üzerinde 10 m. yüksekligindedir. Kulenin fener atesinin yandigi bölüm yikilmistir. Kule içerisine küçük dar bir kapidan girilmekte, 28 basamakli bir merdiven ile de fener atesinin yandigi odaya çikilmaktadir. __________________
Zonguldak Çesmeleri
Murtaza Mahallesi Çesmesi (Eregli)
Zonguldak ili Eregli ilçesi Akarca Mahallesi Murtaza Sokak'ta bulunan bu çesme disinda Eregli'de baska bir çesme günümüze gelememistir. Günümüze gelen çesmenin kitabesi bulunmadigindan ne zaman ve kimin tarafindan yaptirildigi bilinmemektedir.
Kesme ve moloz tastan yapilmis olan bu çesme 2.00 m. yüksekliginde, 1,50 m. genisligindedir. Yuvarlak kemerli bir nis içerisinde ayna tasi bulunmaktadir. Çesmenin çevresi profilli bir silme ile çerçeve içerisine alinmistir. Çesme günümüzde harap durumdadir.
Zonguldak Hamamlari
Bozhane Hamami (Eregli)
Zonguldak ili Eregli ilçesi, Orhanlar Mahallesi, Bozhane Caddesi'nde bulunan bu hamamin kitabesi günümüze gelemediginden yapim tarihi kesinlik kazanamamistir. Mimari üslubundan XIX. yüzyil Klasik Osmanli hamamlarindan bir örnek oldugu anlasilmaktadir. Günümüzde özel bir kisinin mülkiyetinde olan bu hamam yol yapimi nedeniyle kismen ön kismi traslanmistir.
Hamam kesme ve moloz tastan çifte hamam plan düzeninde olup, simetrik iki dikdörtgen bölüm halindedir. Hamamin dis mimarisi dikkat çekici olup, ana giris iki katli olarak kuzeydedir. Alt katta kapinin her iki yaninda birer pencere, üst katta da üç pencere bulunmaktadir.
Soyunmalik, iliklik ve sicaklik bölümlerinden olusmustur. Hamamin soyunmalik kismi ahsaptan yapilmis üzeri de alaturka kiremitli bir çati ile örtülmüstür. Soyunmaligin ortasinda sekizgen, havlu kurutma kuleleri bulunmaktadir. Üzeri kubbeli olan bu bölüm iç içe geçmis sekizgenler ve yildizlarla bezenmistir. Iliklik bölümü iki kubbeli olup, buradan sicakliga geçilmektedir.
Sicaklik kare planlidir. Orta kisminda mermerden göbek tasi bulunmaktadir. Sicakligin yan duvarlarinda bes kurnali bölüme yer verilmistir. Bu bölümün üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüstür.
Ali Aga Hamami (Eregli)
Zonguldak ili Eregli ilçesi merkezinde, çarsi içerisinde bulunan bu hamamin kitabesi günümüze gelememekle beraber Ali Aga isimli bir kisi tarafindan yaptirildigi bilinmektedir.
Küçük bir mahalle hamami niteligindeki bu yapi tamamen moloz ve kesme tastan yapilmistir. Hamam sogukluk, iliklik ve sicaklik bölümlerinden meydana gelmistir. Hamamin soyunmalik ve sicaklik bölümleri oldukça alçak altigen kasnakli birer kubbe ile örtülüdür. Bunlardan sogukluk bölümünün kubbesi daha alçaktir. Kubbeler üzerine aydinlatmayi saglayan düz camlar yerlestirilmistir. Degisik zamanlarda onarilmis olup, büyük ölçüde özelliginden uzaklasmistir.
Isimsiz Hamam (Eregli)
Zonguldak ili Eregli ilçesinde, Yali Caddesi ile Kaneri Agzi Caddesi arasindaki Orta Sokak'ta bulunan bu hamam harap durumda olup, günümüze yalnizca kalintilari gelebilmistir. Kimin tarafindan ve ne zaman yaptirildigi bilinmemektedir.
Günümüze gelen kalintilarindan hamamin moloz tas ve tugladan yapildigi anlasilmaktadir. Küçük bir mahalle hamami olup, girisinde besik tonozlu bir iliklik ve buradan da kare planli sicakliga geçilmektedir. Sicakligin üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Bu hamamin büyük olasilikla bir konaga ait özel hamam oldugu da düsünülmektedir. __________________
Zonguldak Kiliseleri
Ayasofya Kilisesi (Orta Cami) (Eregli)
Zonguldak ili, Eregli ilçesinde, Herakleia Pontike (Karadeniz Ereglisi) surlari içerisinde, Akarca Mahallesi, Orta Cami Caddesi'nde bulunan bu kilisenin ne zaman yapildigi kesinlik kazanamamakla beraber, Bizans döneminde V.-VI. yüzyilda yapildigi sanilmaktadir. Eregli'nin fethi sirasinda Orhan Gazi anisina Osmanlilar tarafindan camiye dönüstürülmüstür. Yapi 1903 ve 1954 yillarinda onarilmis, duvarlari sivanmis ve sari renge boyanmistir. 1990'li yillarda bir kez daha onarilmis ve özelliginden de uzaklasmistir.
Bu kilise Eregli'de arastirma yapan F.K.Dörner ve W.Hoebfner ile Tayfun Akaya tarafindan arastirilmis ve tanitilmistir.
Kilisenin kesme ve moloz tastan yapilmis oldugu izlerinden anlasilmaktadir. Bugün üzeri sivanmis ve boyanmistir. Bu bakimdan duvar örgüsü hakkinda kesin bir sey söylemek mümkün olamamistir.
Kilise üç nefli bir bazilika plani göstermektedir. Yapinin narteks bölümüne ait bir iz günümüze gelememistir. Bugün narteksin oldugu yerde kilisenin camiye çevrildigi dönemde yapilmis bir son cemaat yeri bulunmaktadir. Günümüzde apsisin oldugu bölüm yikilmis ve bunun sonucu olarak da kilisenin boyu kisaltilmistir. Böylece yapinin bazilika plani büyük ölçüde bozulmustur.
Ibadet mekâninin dörder sütun dizisi ile iki bölüme ayrildigi sanilmaktadir. Günümüze yalnizca üçer sütunlu iki dizi gelebilmistir. Yapinin üst örtüsü Türk döneminde bütünüyle degistirilmis ve egik kiremitli bir çati ile üzeri örtülmüstür. Orijinal durumunda orta nefin üzerini örten çatinin daha yüksek ve genis, yan bölümlerinin de daha alçak oldugu sanilmaktadir.
Rum Kilisesi (Eregli)
Zonguldak ili Eregli ilçesi, Orhanlar Mahallesi'nde, Orhanlar Sokagi'nda bulunan bu Rum Kilisesinin yapim tarihini belirten bir kitabe günümüze gelememistir. Harap durumdaki bu kilisenin yapi malzemesinden XVIII. yüzyila ait oldugu sanilmaktadir. Eregli'de bu örnek disinda baska bir kilise günümüze gelememistir.
Kilise moloz tas ve tugladan üç nefli, üç apsisli ve narteksli bir bazilika plan düzeninde yapilmistir. Kilisenin yan neflerinde de birer apsis bulunmaktadir. Kilisenin orta nefi yan neflerden daha yüksek ve çift meyilli bir çati ile örtülmüstür. Yan neflerin üstü de tek meyilli çati ile örtülmüstür. Kilisenin bati yönündeki mermer söveli portalinin iki yaninda yine mermer söveli iki pencere bulunmaktadir.
Kilise içerisinde haç motifli bir levha disinda bezeme elemanina rastlanmamistir.
Zonguldak Köprüleri
Tas Köprü (Çaycuma)
Zonguldak ili Çaycuma ilçesinde, tarlalarin arasinda, kuru bir dere üzerinde bulunan bu köprünün kitabesi günümüze gelememistir. Kaynaklarda da onunla ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmamistir. Yapi üslubundan MS. II-III. Yüzyilda, Roma döneminde yapildigi anlasilmaktadir.
Köprü kalin blok taslardan tek gözlü olarak yapilmistir. Blok taslar birbirleri üzerine agirliklari ile harç kullanilmadan oturtulmustur. Köprü günümüze iyi bir durumda gelebilmistir. ZONGULDAK İLİNİN ÖNEMLI TELEFONLARI : ( 0.372 )
Valilik |
253 46 54, 253 50 66-67 |
Belediye Baskanligi |
252 33 00, 252 33 10 |
Bölge Idare Mahkemesi Baskanligi |
252 17 81 |
Cumhuriyet Bassavciligi |
252 18 82 |
Zonguldak Barosu Baskanligi |
251 37 90, 251 10 17 |
Il Jandarma Komutanligi |
257 80 12 |
Il Emniyet Müdürlügü |
257 26 06, 257 26 75 |
Zong. Karaelmas Üniversitesi |
257 40 14, 257 40 10 |
Il Saglik Müdürlügü |
253 10 97 |
Tip Fakültesi Hastanesi |
261 01 69 |
Devlet Hastanesi |
257 67 00 |
SSK Hastanesi |
252 19 00 |
Gögüs Hastanesi |
251 43 61 |
Alapli Kaymakamligi |
378 17 02 |
Kdz. Eregli Kaymakamligi |
322 40 33 |
Gökçebey Kaymakamligi |
512 19 81 |
Çaycuma Kaymakamligi |
615 10 06 |
Devrek Kaymakamligi |
556 10 11 |
Meteoroloji Bölge Müdürlügü |
257 71 30, 257 40 73 |
Köy Hizmetleri Il Müdürlügü |
253 12 64, 253 73 40 |
Jandarma |
156 |
Polis Imdat |
155 |
Itfaiye |
110 |
Zabita |
153 |
Orman Yanginlari |
177 |
Acil Yardim |
112 |
Elektrik Ariza |
186 |
Su Ariza |
185 |
Telefon Ariza |
121 |
|
|